31 Temmuz 2010 Cumartesi

hayat çok kısaymış a dostlar!



büyük badire atlattım a dostlar!! :|

bir felaketler silsilesidir gitti sabah sabah.

evde yalnızım, sakin sakin temizlik yapıyorum. birden büyük bir gürültüyle elektrikli süpürge patladı. ama asıl olay bu değil:O neyse devam; "booom!" ve ardından simsiyah koyu bir duman püfürdedi uzun süre. ben sakin sakin fişi çektim. atan sigortayı kaldırdım. sonra merakla klimanın düğmesine bastım. ohhh çalışıyordu. kıymetlimisssss çalışıyordu:p:D:D an itibariyle adana'da olanlar anlayacaktır ne demek istediğimi:D

daha önce de ev aletlerinin patladığına şahit olmuştum dostlarım. inanın bana bu gerçekten büyük bir patlamaydı. şükrettim. iyi dedim. ya daha yakın olsaydım. yaralanabilirdim. üstelik evde yalnızım!..

neyse efenim, moralimi bozmadım. kaldırdım süpürgenin cenazesini. temizliğe devam. bari biraz mutfağa dalayım...

yukarı uzanmış aspiratörün camını siliyorum. bir yandan da düşünüyorum: "şu camın kenarları ne kadar keskin. direkt kesildiği gibi bırakmışlar. dokunanı kesmesin diye biraz törpüler zımparalar insan üretirken. elimi melimi kesicek var ya. bantlasam ben bunun kenarlarını. uff elim kesilecek şuna bak yaa..."

derken bir anda o cam, o keskin kenarları ve köşeleriyle o koca cam tepemden aşağı düşmeye başladı! sonrası bir saniyenin içinde olup bitti ancak ben herşeyi ağır çekimde hatırlıyorum. cam düşüyor... ben camı tutsam mı yoksa bıraksam mı diye düşünüyorum... kafamdan bin türlü şey geçiyor... tutmaya çalışırsam elim kesilecek... tutmazsam düşüp ayaklarımı kesecek... o sırada cam daha aşağı düşüyor... kollarım... kollarımın hizasında artık, tutsam... olmaz bileklerim kesilir... evde yalnızım... bıraksam... ayaklarım kesilir... kaçamıyorum, kaçacak zaman yok... tutsam... kollarım... bıraksam... ayaklarım... o sırada cam kollarıma temas ediyor... kollarım... aşağı düşmesine izin versem... olmaz, düşerken bileklerimi keserek inecek... evde yalnızım...

o sırada cam duruyor, şuan tutuyorum camı kollarım ve bileklerimle:O!!! kucağımda cam, nereye bıraksam diye düşünüyorum. kenarları o kadar keskin ki bırakmak da bir mesele. neyse masaya bırakıyorum. bakıyorum kollarıma, bileklerime. tek kesik yok:O:O:O camın geçtiği ve değdiği yerlerde kırmızı çizgiler var. temin hassas, dokunsan kızarır zaten. ama ne kesik ne de çizik:O:O

bu kez bayağı bi moralim bozuldu. "ya bişey olsaydı?!?! ya bişey olsaydı?!?!" diye düşündüm bi süre. sonra dedim yenilen pehlivan misali temizliğe devam.

toz alıyorum. aldıkça alasım geliyor hain tozları. derken kendimi koltuğun tepesinde üst rafın tozunu alırken buldum. bir an durdum öyle. "kızım" dedim, "kızım şansını zorlama artık! bak bu üçüncüsünde de yüksekten düşüceksin ve bu kez kurtulamayacaksın!". indim aşağı:D

çamaşırlar yıkanmıştı, onları sereyim dedim. bi yandan da düşünüyorum: "burdan düşersem kesin kaçarı yok. dikkat!... dikkat!..." o sırada yukarda gördüğünüz güzellik geldi bana moral vermeye:D kardeşimin söylediğine göre meğer düzenli misafirimizmiş kendisi, ama benim tanışmam bugüne nasipmiş.

bu arada başımdan aşağı yuvarlanıp kucağıma düşen aspiratör camını kime anlatsam telaşla kollarımı ve bileklerimi kontrol etti. o keskin kenarların mucizevi şekilde bana hiç zarar vermemesini ise annemin beni evde bırakırken ettiği dualara bağlıyorum.

velhasılkelam bugün anladım ki:

hayat kısa a dostlar. bir an sonrasında ne olacağı belli değil.

7 Haziran 2010 Pazartesi

no school..

no job..

no money..

no man..



no problem!

29 Nisan 2010 Perşembe

queen's day!

allahkahribela#§¥¤¢!! gene queen's day, gene orda degilim. turuncuları çekip, o alkollü ve kafası dumanlı kalabalıktan leş gibi olmuş den haag sokaklarında koningeninneninnedag:p demeye çalışırken sabahı etmek için önümüzdeki seneyi beklemem gerekecek. bekle beni den haag! bensiz doğumgünü mü kutlanırmış beatrix??!